×
WILL (SIMPLE) FUTURE TENSE

(SİSTEME KAYIT OL, BU DERSİN VİDEOSUNU İZLE.)

ı

WILL FUTURE TENSE

(GELECEK ZAMAN)

 

Simple Future Tense’de yardımcı fiil olarak will kullanılır. Bu, Türkçede gelecek zaman kipi olan -ecek / -acak’ın karşılığıdır. Bir diğer yardımcı fiil ise will’le aynı görevi yapan shall’dir. Ancak shall sadece I ve we şahıs zamirleriyle resmi dilde kullanılır. Diğer şahıs zamirleriyle kullanılmaz. Ayrıca shall öneri ve teklifte bulunurken cevabı evet / hayır türünden sorularda da kullanılır.

I

(Shall I / we V1 object?)

 

Positive sentences (Olumlu cümleler)

 

Will Future Tense’de olumlu cümleler özneyle başlar. Ardından yardımcı fiil will ve fiilin birinci hali (infinitive) gelir. Nesne ve varsa zaman zarfı en sonda yer alabilir.  

 

 

 Subject  will  V1  object  time expression

 

 

Contractions (Kısaltmalar)

 

Olumlu cümlelerde yardımcı fiil will aşağıda görüldüğü gibi kısaltılabilir.

I

I will

I’ll

You will

You’ll

He will

He’ll

She will

She’ll

It will

It’ll

We will

We’ll

They will

They’ll

 

- I'll pick you up from the station.

(Seni istasyondan alırım.)

 

- I think you will find the film interesting.

(Sanırım filmi ilginç bulacaksın.)

 

- I'll call a taxi for you.

(Senin için bir taksi çağırayım.)

 

- I’ll have the roast chicken, please.

(Ben rosto tavuk alayım, lütfen.)

 

- I will go to the cinema tonight.

(Bu gece sinemaya gideceğim.)

 

- He will play tennis tomorrow.

(Yarın tenis oynayacak.)

 

- He will take the subway.

(Metroyu kullanacak.)

 

- She will be happy with her new salary.

(Yeni maaşından memnun kalacak.)

 

- They will take the bus to Chicago next week.

(Gelecek hafta otobüsle Chicago’ya gidecekler.)

 

- I’ll send you an e-mail.

(Sana bir eposta göndereceğim.)

 

- He’ll pay me back tomorrow.

(Yarın bana geri ödeyecek.)

 

- He will be here soon.

(Birazdan burada olur.)

 

- I’m sure they will win the match.

(Eminim maçı kazanacaklar.)

 

- I'll pay for the tickets by credit card.

(Biletlerin parasını kredi kartıyla ödeyeceğim.)

 

- Air traffic will get worse in the future.

(Hava trafiği gelecekte daha da kötüleşecek.)

 

- They will move to another city two weeks from now.

(İki hafta sonra başka bir şehre taşınacaklar.)

 

- I will get a job and save some money to buy a new mobile.

(Yeni bir cep telefonu almak için bir işe gireceğim ve biraz para biriktireceğim.)

 

- I’ll take the public transportation.

(Toplu taşımayı kullanacağım.)

 

- Someday people will live in space.

(Bir gün insanlar uzayda yaşayacak.)

 

- In the future everyone will speak the same language.

(Gelecekte herkes aynı dili konuşacak.)

 

- I’ll solve all the problems.

(Bütün sorunları çözeceğim.)

 

- The situation will get worse.

(Durum daha da kötüleşecek.)

 

- I will make an appointment with my dentist.

(Diş doktorumdan randevu alayım.)

 

- In the next few years, thousands of speed cameras will appear on major roads.

(Gelecek birkaç yılda belli başlı yollarda binlerce hız kamerası olacak.)  

 

- Meteorology experts say cold and rainy weather system will end on Saturday.

(Meteoroloji uzmanları soğuk ve yağışlı hava sisteminin cumartesi günü sona ereceğini söylüyor.)

 

- There will be more electric vehicles on roads in the near future.

(Yakın gelecekte yollarda daha çok elektrikli araç olacak.)

 

- Increasing renewable energy investments will boost Turkey’s industrialization.

(Artan yenilenebilir enerji yatırımları Türkiye’nin sanayileşmesine hız verecek.)

 

A: We don’t have any bread.

B: I will get some from the supermarket.

A: Hiç ekmeğimiz yok.

B: Ben süpermarketten biraz alayım.

 

Negative sentences (Olumsuz cümleler)

 

Simple Future Tensede olumsuz cümle yapmak için will’den sonra not getirilir.

 

 

 Subject  will not  V1  object  time expression

                (won’t)

 

 

Contractions (Kısaltmalar)

 

Olumsuz cümlelerde will not ve shall not aşağıda görüldüğü gibi kısaltılabilir.

 

will not

won’t

shall not

shan’t

 

- I will not be in the office tomorrow.

(Yarın ofiste olmayacağım.)

 

- They will not stay here.

(Burada kalmayacaklar.)

 

- I promise I won’t tell anyone.

(Kimseye söylemeyeceğime söz veririm.)

 

- We won’t forget your birthday.

(Doğum gününü unutmayacağız.)

 

- I won’t share your secret with anyone.     

(Sırrını hiç kimseyle paylaşmayacağım.)

 

- It won’t happen again.

(Bir daha olmayacak.)

 

- She will not ask for money.

(Para istemeyecek.)

 

- I won’t marry him.

(Onunla evlenmem. / Onunla evlenmeyeceğim.)

 

- They won't forgive us.

(Bizi affetmezler.)

 

- There won’t be an increase in prices.

(Fiyatlarda bir artış olmayacak / olmaz.)

 

- He won't take on the project.

(Projeyi üstlenmeyecek.)

 

- We won't achieve our goals if we don't work together as a team.

(Takım olarak birlikte çalışmazsak hedeflerimize ulaşamayız.)

 

- I will not tolerate any disrespectful behaviour in the workplace.

(İşyerinde herhangi bir saygısız davranışa müsamaha göstermeyeceğim.)

 

- They won't participate in the event because of their busy schedule.

(Yoğun programları nedeniyle etkinliğe katılamayacaklar.)

 

- We will not travel to that city due to safety concerns.

(Güvenlik endişeleri nedeniyle o şehre gitmeyeceğiz.)

 

- I will not attend the party because I have other commitments.

(Başka taahhütlerim olduğu için partiye gitmeyeceğim.)

 

- She won't accept the job offer if the salary is too low.

(Maaş çok düşükse iş teklifini kabul etmez / etmeyecektir.)

 

Yes / No questions (Cevabı evet / hayır türünden sorular)

 

Cevabı evet / hayır türünden sorular yardımcı fiil will ile başlar. Ardından özne ve fiil birinci halde (infinitive) gelir. Cümle nesne ve varsa zaman zarfıyla sona erebilir.

 

 

 Will  subject  V1  object  time expression?    Yes / No

 

 

A: Will your father accept the job offer with the new television company?

B: Yes, he will.

A: Baban yeni televizyon şirketinin iş teklifini kabul eder mi / edecek mi?

B: Evet, eder / edecek.

 

A: Will they win the cup?

B: I think so.

A: Kupayı kazanırlar mı?

B: Öyle sanıyorum.

 

A: Will you tell him the truth?

B: No, I won’t.

A: Ona gerçeği söyleyecek misin?

B: Hayır, söylemeyeceğim.

 

A: Will she get angry with us?

B: I don’t think so.

A: Bize kızar mı?

B: Sanmam.

 

A: Will you come to the dance with me?

B: Yes, I will.

A: Benimle dansa gelir misin?

B: Evet, gelirim.

 

A: Will you marry me?

B: Never.

A: Benimle evlenir misin?

B: Asla.

 

A: Will there be another financial crisis?

B: I don’t think so.

A: Başka bir finansal kriz olacak mı / olur mu?

B: Sanmam.

 

A: Will it be more expensive next year?

B: Yes, it will.

A: Gelecek yıl daha pahalı olur mu?

B: Evet, olur.

 

A: Will you have more free time when you get that new job?

B: No, I won’t.

A: O yeni işe girdiğinde daha çok boş vaktin olur mu / olacak mı?

B: Hayır, olmaz / olmayacak.

 

A: Will you take part in the project?

B: Yes, I will.

A: Projeye dâhil olur musun / olacak mısın?

B: Evet, olurum / olacağım.

 

A: Will they serve coffee?

B: No, they won’t.

A: Kahve ikram ederler mi / edecekler mi?

B: Hayır, etmezler / etmeyecekler.

 

Questions with a question word (Soru kelimeli sorular)

 

Soru kelimeli sorular soru kelimesiyle başlar. Ardından yardımcı fiil will, özne ve fiil (infinitive) gelir. Nesne ve zaman zarfı en sonda yer alabilir.

 

 

 Q.W.  will  subject  V1  object  time expression?

 

 

- What will you do?

(Ne yapacaksın?)

 

- Where will they live?

(Nerede yaşayacaklar?)

 

- Where will she go?

(Nereye gidecek?)

 

- When will they get there?

(Oraya ne zaman varırlar?)

 

- When will this happen?

(Bu ne zaman olacak?)

 

- How will it work?

(Bu nasıl çalışacak?)

 

- What will the weather be like tomorrow?

(Yarın hava nasıl olacak?)

 

- How will people travel to Mars?

(İnsanlar Mars’a nasıl seyahat edecek?)

 

- Where will you be next weekend?

(Gelecek hafta sonu nerede olacaksın?)

 

Tahminlerimizi söylerken veya sorarken think fiiliyle birlikte Will Future Tense sıkça kullanılır.

 

I think            : sanırım, zannedersem, düşünüyorum

I don’t think  : sanmam, zannetmem, düşünmüyorum

Do you think: zannediyor musun, sanıyor musun, düşünüyor musun

 

 

  I think              subject    will      V1    object.

  I don’t think    subject    will      V1    object.

  Do you think   subject    will      V1    object?

 

I

I think he will help us.

I don’t think he will help us. (I think he will not help us.)

Do you think he will help us?

 

Aşağıdaki cümleleri inceleyiniz.

 

- I think it will rain today. Take an umbrella with you.

(Sanırım bugün yağmur yağacak. Yanına bir şemsiye al.)

 

- I think robots will leave people unemployed someday.

(Sanırım robotlar bir gün insanları işsiz bırakacak.)

 

- I don’t think you’ll like this film. It’s very violent.

(Bu filmden hoşlanacağını sanmıyorum. Çok şiddet içeriyor.)

 

- Do you think you will have fun there?

(Orada eğleneceğini düşünüyor musun?)

 

- Do you think the interest rates will go up?

(Faiz oranlarının yükseleceğini düşünüyor musun?)

 

- Do you think they will join us?

(Bize katılacaklarını düşünüyor musun?)

 

- Do you think they will form a coalition government?

(Onların bir koalisyon hükümeti kuracaklarını zannediyor musun?)

 

- Do you think the Republicans, or the Democrats will win the next election?

(Sence gelecek seçimleri Cumhuriyetçiler mi yoksa Demokratlar mı kazanacak?)

 

USE OF WILL FUTURE (SIMPLE FUTURE) TENSE

 

1. PREDICTIONS

 

Geleceğe ilişkin kişisel tahminler Will Future Tense’le ifade edilir. Ancak Going to Future Tenseden farklı olarak eylemin gerçekleşeceğine dair kesin bir belirti yoktur.

 

- It’ll be cloudy tomorrow.

(Yarın bulutlu olacak.)

 

- They’ll probably visit us tomorrow.

(Yarın muhtemelen bizi ziyaret edecekler.)

 

- He will grow up to be a handsome man.

(Büyüyüp yakışıklı bir adam olacak.)

 

- I am sure you will have a fantastic time there.

(Eminim orada harika vakit geçireceksin.)

 

- Sometime in the future, there will be very fast trains.

(Gelecekte bir gün çok hızlı trenler olacak.)

 

- There will be rain tomorrow.

(Yarın yağmur olacak.)

 

- I think we’ll win this time.

(Sanırım bu sefer biz kazanacağız.)

 

- They will probably meet me at the airport.

(Muhtemelen beni havaalanında karşılayacaklar.)

 

- It is estimated that some two million factory workers will go on strike nationwide on Wednesday.

(Çarşamba günü iki milyon kadar fabrika işçisinin ülke çapında greve gideceği tahmin ediliyor.)

 

- Software products will play a much larger role in the country’s future exports.

(Yazılım ürünleri ülkenin gelecekteki ihracatında çok daha büyük bir rol oynayacak.)

 

- Technology will continue to improve our lives in the future.

(Teknoloji gelecekte yaşamlarımızı iyileştirmeye devam edecek.)

 

- The new airport will become a major air travel hub when it reaches full capacity over the next few years.

(Yeni havalimanı gelecek birkaç yıl içinde tam kapasiteye ulaştığında önemli bir hava ulaşım merkezi olacak.)

 

Fortune teller: You’ll marry a rich man. You’ll also have a long and interesting life.

(Falcı: Zengin bir adamla evleneceksin. Aynı zamanda uzun ve ilginç bir hayatın olacak.)

 

2. DECISIONS WITHOUT PLANNING

 

Herhangi bir planlama yapmadan gelecekte yapmayı düşündüğümüz- yapma niyetinde olduğumuz- eylemler Will Future Tense’le ifade edilir.

 

- I think I will fly directly to Rome.

(Sanırım doğrudan Roma’ya uçacağım.)

 

- She says that her company will export to more than 50 countries.

(Şirketinin 50’den fazla ülkeye ihracat yapacağını söylüyor.)

 

- We will continue our investments.

(Yatırımlarımıza devam edeceğiz.)

 

- The school menus will have vegetable burgers and pizzas with broccoli, zucchini, and spinach.

(Okul menülerinde sebzeli burger, brokolili pizza, kabak ve ıspanak olacak.)

 

- The two countries will work together in an effort to establish stability and security in the region.

(İki ülke bölgede istikrarı ve güvenliği tesis etme gayreti içinde birlikte çalışacak.)

 

- Hot air balloon flights will soon start in nine other destinations.

(Yakında başka dokuz yerde daha sıcak hava balonu uçuşları başlayacak.)

 

- They will investigate all claims of looting.

(Tüm yağmalama iddialarını araştıracaklar.)

 

3. INSTANT DECISIONS AND WILLINGNESS

 

Konuşma anında, özellikle de ortaya çıkan yeni bir durum karşısında, yapmaya karar verdiğimiz eylemleri ifade ederken veya bir eylemi yapma istekliliğimizi ortaya koyarken Will Future Tense kullanırız.

 

- I’ll help you.

(Size yardım edeyim.)

 

- I’ll explain.

(Açıklayayım.)  

 

- I’ll check.

(Kontrol edeyim.)  

 

- I’ll call her.

(Onu arayayım.)  

 

- It’s cold in here. I’ll close the door.

(İçerisi soğuk oldu. Kapıyı kapatayım.) 

 

- I’ll talk to him about it.

(Bu konuda onunla konuşacağım.)

 

- I will never allow you to do that.

(Bunu yapmana asla izin vermem / vermeyeceğim.)

 

- I will share my experiences with all the participants. (willingness)

(Tüm katılımcılarla tecrübelerimi paylaşacağım.)

 

- I will meet you at the station. (willingness)

(Seni istasyonda karşılarım.)

 

- Don’t worry. I’ll lend you some.

(Merak etme. Ben sana biraz borç veririm.) (willingness)

 

- I’ll give you a lift home. (willingness)

(Seni eve ben bırakırım.)

 

4. OFFERS AND SUGGESTIONS

-

Teklif veya öneride bulunurken shall, I ve we şahıs zamirleriyle cevabı evet / hayır türünden soru yapısında kullanılır. Will ise you şahıs zamiriyle kullanılır.

 

Shall I V1 object?     : Ben yapayım mı?

Shall we V1 object? : Biz yapalım mı?

 

Will you have object?     : Alır mısın?

Won’t you have object? : Almaz mısın?

 

- Shall I help you? (offer)

(Sana yardım edeyim mi?)

 

- Shall I carry it for you? (offer)

(Senin yerine onu ben taşıyayım mı?)

 

- Shall I bring you some water? (offer)

(Sana biraz su getireyim mi?)

 

- Shall we dance? (suggestion)

(Dans edelim mi?)

 

- Shall we go for a walk? (suggestion)

(Yürüyüşe çıkalım mı?)

 

- Shall we have dinner in a restaurant? (suggestion)

(Akşam yemeğini bir restoranda yiyelim mi?)

 

- Will you have a sandwich? (offer)

(Sandviç yer misin?)

 

- Will you have some coffee? (offer)

(Biraz kahve alır mısın?)

 

- Won’t you have something to eat? (offer)

(Yiyecek bir şey almaz mısın?)

 

5. PROMISES AT THE TIME OF SPEAKING

 

Konuşma anında bir şeyi yapmaya söz verirken Will Future Tense kullanılır.

 

- I’ll help you tomorrow. I promise.

(Yarın sana yardım edeceğim. Söz veriyorum.)

 

- I promise I will keep your secret.

(Söz veriyorum, sırrını saklayacağım.)

 

- I will pay you back soon. I promise.

(Kısa zaman içinde sana borcumu geri ödeyeceğim. Söz veriyorum.)

 

- I won’t be late again. I promise.

(Bir daha geç kalmayacağım. Söz veriyorum.)

 

- It won’t happen again.

(Bir daha olmayacak.)

 

6. REQUESTS

 

Birisinden bir şey yapmasını rica ederken Will Future Tense’in cevabı evet / hayır türünden soru yapısı kullanılabilir. Would’la da benzer şekilde kibar ricalarda bulunmak mümkündür. Ancak will, tanıdığımız ve yanında rahat hissettiğimiz kişilerden istekte bulunurken, would ise daha çok tanımadığımız insanlardan ricada bulunurken ve resmi ortamlarda tercih edilir.

 

- Will you shut the window, please?

(Pencereyi kapatır mısın lütfen?)

 

- Will you help me, please?

(Bana yardım eder misin lütfen?)

 

- Will you open the door, please?

(Kapıyı açar mısın lütfen?)

 

- Will you answer the phone?

(Telefona bakar mısın?)

 

- Will you post these letters for me?

(Bu mektupları benim için postalar mısın?)

 

- Will you hold my bags for a moment while I open the door?

(Ben kapıyı açarken çantalarımı biraz tutar mısın?)

 

- Would you let me know when you arrive, please?

(Geldiğiniz zaman bana haber verir misiniz lütfen?)

 

- Would you reserve a table for two, please?

(İki kişilik bir masa ayırabilir misiniz lütfen?)

 

- Would you turn off the lights before you leave, please?

(Çıkmadan önce ışıkları kapatır mısın lütfen?)

 

7. FACTS ABOUT THE FUTURE

 

Bir kimsenin gelecekte nerede olacağını belirtirken veya bir olayın ne zaman olacağını söylerken (be fiiliyle) Will Future Tense kullanılabilir.

 

 

 Subject will be…

 

 

- I will be in New York on Saturday.

(Cumartesi günü New York’ta olacağım.)

 

- He will be in class soon.

(Birazdan derste olacak.)

 

- I will be back by Monday.

(Pazartesi’ye kadar dönmüş olacağım.)

 

- They will be in Paris tomorrow.

(Yarın Paris’te olacaklar.)

 

- The concert will be on 28th October.

(Konser 28 Ekim’de olacak.)

 

- Next week, the film will be in cinemas for the first time.

(Gelecek hafta film ilk kez sinemalarda olacak.)

 

- The meeting will be on 3rd May.

(Toplantı 3 Mayıs’ta olacak.)

 

- The elections will be on 10th November.

(Seçimler 10 Kasım’da olacak.)

 

- I will be 25 on 5th May.

(5 Mayıs’ta 25 yaşında olacağım.)

 

8. OFFICIAL ARRANGEMENTS

 

Resmi ayarlamalar hem Will Future Tense hem de Simple Present Tense’le ifade edilebilir.

 

- The semester will begin on 10th January. (The semester begins on 10th January.)

(Yarıyıl 10 Ocak'ta başlayacak / başlar.)

 

- The train will depart from platform 3 at 8.00 a.m. tomorrow. (The train departs from…)

(Tren yarın sabah 8.00'de peron 3'ten hareket edecek.)

 

- The museum will open its doors to the public at 10.00 a.m. (The museum opens its doors…)

(Müze, kapılarını saat 10.00'da halka açacak / açar.)

 

9. WITH SOME EXPRESSIONS

 

Gelecekle ilgili beklentileri ifade ederken aşağıdaki ifadelerle Will Future Tense sıklıkla kullanılır.

 

I don’t think: sanmıyorum

I don’t expect: ummuyorum, beklemiyorum

I suppose: sanırım, zannedersem

I hope: umarım

I imagine: sanırım, zannedersem

I reckon: sanırım, zannedersem

I wonder: merak ediyorum

I bet: eminim, bahse girerim

I’m sure: eminim

perhaps: muhtemelen, herhalde

maybe: belki

possibly: muhtemelen

probably: muhtemelen, herhalde

definitely: kesinlikle

certainly: kesinlikle

no doubt: hiç şüphesiz, kesinlikle

 

- I don't think I'll be able to come to the party this evening.

(Bu akşam partiye gelebileceğimi sanmıyorum.)

 

- I don’t expect he will arrive on time because he's usually late.

(Genellikle geç kaldığı için zamanında geleceğini sanmıyorum.)

 

- I suppose they will try the new restaurant for dinner.

(Sanırım akşam yemeği için yeni restoranı deneyecekler.)

 

- I hope you will feel better soon.

(Umarım yakında daha iyi hissedersin.)

 

- I imagine they'll be thrilled with the surprise.

(Sürpriz karşısında çok heyecanlanacaklarını tahmin ediyorum.)

 

- I reckon it'll take us about an hour to get there.

(Sanırım oraya varmamız bir saat kadar sürer.)

 

- I wonder how technology will evolve in the next decade.

(Teknolojinin önümüzdeki on yılda nasıl gelişeceğini merak ediyorum.)

 

- I bet they will win the game tonight.

(Bu akşamki maçı kazanacaklarına bahse girerim.)

 

- I’m sure everything will work out fine in the end.

(Sonunda her şeyin yoluna gireceğine eminim.)

 

- Perhaps we will reconsider our decision.

(Belki kararımızı yeniden gözden geçiririz.)

 

- Maybe we will go to the cinema instead.

(Belki onun yerine sinemaya gideriz.)

 

- She'll probably be late since she always is.

(Her zaman olduğu gibi muhtemelen geç kalacak.)

 

- I'll definitely be there by 8.00 o'clock.

(Saat 8'e kadar kesinlikle orada olacağım.)

 

- I will certainly help you with that project.

(Bu projede sana kesinlikle yardımcı olacağım.)

 

- There's no doubt that he will win the race.

(Yarışı kazanacağına hiç şüphe yok.)

 

10. FUTURE TIME EXPRESSIONS

 

Gelecek hakkında konuşurken sıkça kullanılan zaman zarflarını inceleyiniz.

 

 

  today

           

 

  in ten minutes

 

 

  tomorrow

 

 

  in two days

 

 

  this morning

 

 

  in four years

 

 

  tonight

 

 

  three days from now

 

 

  next week

 

 

  two weeks from now

 

 

  next month

 

 

  four years from now

 

 

  next year

 

 

  soon

 

 

  next Monday

 

 

  in the future

 

 

  next August

 

 

 

 

- I will finish my work today.

- She will call me back in ten minutes.

- We will meet for coffee tomorrow.

- They will start their holiday in two days.

- He says he will complete the report this morning.

- In four years, I will earn my degree.

- We will watch the new movie tonight.

- She will have her job interview three days from now.

- They will launch the new product next week.

- We will move into our new house next month.

- They will get married next year.

- She will soon realise her mistake.

- I will start my new job next Monday.

- They will find a solution to this problem in the near future.

- He will celebrate his 30th birthday next August.