USED TO
Used to geçmişte yapılan ama artık yapılmayan eylemleri ve geçmişte kalmış durumları ifade etmek için kullanılır. Olumlu cümle özneyle başlar. Ardından used to gelir. Burada used to “kullanmak” anlamına gelmez. Eylemin geçmişte sadece bir kez değil, birden fazla gerçekleştiğini ama artık bunun sona erdiğini vurgular. Used to’dan sonra gelen fiil (V1) öznenin geçmişte yaptığı ama artık yapmadığı eylemdir. Cümlenin nesnesi ve zaman zarfı en sonda yer alabilir. Bu yapı aslında Simple Past Tense’de bir yapıdır. Dolayısıyla used to tüm şahıslarla kullanılabilir.
Positive sentences (Olumlu cümleler)
|
Subject used to V1 object time expression |
- We used to live in a village ten years ago.
(On yıl önce bir köyde yaşıyorduk.)
- I used to have curly hair, but now it’s straight.
(Eskiden kıvırcık saçlarım vardı ama şimdi düz.)
- She used to play with her dolls when she was a little girl.
(Küçük bir kızken oyuncak bebekleriyle oynardı.)
- My father used to be a policeman. He used to wear a uniform and try to catch criminals. He is retired now.
(Babam eskiden polisti. Üniforma giyer ve suçluları yakalamaya çalışırdı. Şimdi emekli.)
- They used to live in the country when they were children.
(Çocukken taşrada yaşıyorlardı.)
- We used to go to Miami every summer when I was a little child.
(Ben küçük bir çocukken her yaz Miami'ye giderdik.)
- I used to be in the construction business.
(Eskiden inşaat işindeydim.)
- My sister used to live with her flatmate when she was at university but now she lives alone.
(Kız kardeşim üniversitedeyken ev arkadaşıyla yaşıyordu ama şimdi yalnız yaşıyor.)
- He used to help poor people when he was rich. But now he is broke and he is in need.
(Zenginken fakirlere yardım ederdi. Ama şimdi meteliksiz ve muhtaç durumda.)
There was / were yerine there used to be kullanılabilir.
- There used to be a hospital here ten years ago. Because it was too old, they pulled it down.
(On yıl önce burada bir hastane vardı. Çok eski olduğu için yıktılar.)
- There used to be a theatre in the city but it closed down.
(Eskiden şehirde bir tiyatro vardı ama kapandı.)
- There used to be a lot of monarchs in Europe in the past.
(Geçmişte Avrupa'da çok sayıda hükümdar vardı.)
Negative sentences (Olumsuz cümleler)
Olumsuz cümleler de özneyle başlar. Ardından cümleyi olumsuz yapan didn’t ve use to gelir. Cümle olumsuz olduğu için fiil eskiden yapılmayan ama artık yapılan eylemi ifade eder. Cümlenin nesnesi ve zaman zarfı en sonda yer alabilir.
|
Subject didn’t use to V1 object time expression |
- Subject didn’t used to V1 object (Yanlış)
- Subject didn’t use to V1 object (Doğru)
- I didn’t use to eat fish when I was a child, but now I do.
(Çocukken balık yemezdim ama şimdi yiyorum.)
- He didn’t use to smoke when he was younger.
(Gençken sigara içmezdi.)
- She didn’t use to have long hair when she was a little child.
(Küçük bir çocukken uzun saçları yoktu.)
- Cars didn't use to be as expensive as they are now.
(Eskiden arabalar şimdi olduğu kadar pahalı değildi.)
- David didn’t use to care about politics.
(David eskiden politikayı umursamazdı.)
- You didn’t use to be so jealous.
(Eskiden bu kadar kıskanç değildin.)
- I didn't use to be interested in photography.
(Eskiden fotoğrafçılığa ilgi duymazdım.)
- Nathan didn’t use to read at all, but now he reads one book each month.
(Nathan eskiden hiç okumazdı ama şimdi her ay bir kitap okuyor.)
- They didn’t use to do any exercise, but now they play football once a week.
(Onlar eskiden hiç egzersiz yapmazdı ama şimdi haftada bir kez futbol oynuyorlar.)
Yes / No questions (Cevabı evet / hayır türünden sorular)
|
Did subject use to V1 object time expression? |
- Did you use to play with your dolls when you were a little girl?
(Küçük bir kızken bebeklerinle oynar mıydın?)
- Did you use to fight with other boys when you were at school?
(Okuldayken diğer çocuklarla kavga eder miydin?)
- Did he use to behave well at school?
(Okulda uslu durur muydu?)
- Did they use to live in the country ten years ago?
(On yıl önce kırsalda mı yaşıyorlardı?)
- Did she use to have dark hair when she was younger?
(Gençken siyah saçları mı vardı?)
- Did your father use to smoke?
(Baban eskiden sigara içer miydi?)
- Didn’t she use to work for the same company as us?
(Bizimle aynı şirkette çalışmıyor muydu?)
Questions with a question word (Soru kelimeli sorular)
|
Q.W. did subject use to V1 object? |
A: Where did you use to live 10 years ago?
B: I used to live in California 10 years ago.
A: On yıl önce nerede yaşıyordun?
B: On yıl önce Kaliforniya’da yaşıyordum.
A: How many cigarettes did you use to smoke a day before you gave up the habit?
B: I used to smoke ten cigarettes a day.
A: Alışkanlıktan vazgeçmeden önce günde kaç sigara içerdin?
B: Günde on sigara içerdim.
A: Where did people use to live in prehistoric ages?
B: They used to live in caves.
A: Tarih öncesi çağlarda insanlar nerede yaşıyordu?
B: Mağaralarda yaşıyorlardı.
A: Who did you use to live with before you moved here?
B: I used to live with my family.
A: Buraya taşınmadan önce kimle yaşıyordun?
B: Ailemle yaşıyordum.
A: How did you use to go to work before you got a car?
B: I used to take the bus.
A: Araba almadan önce işe nasıl gidiyordun?
B: Otobüse binerdim.
A: How often did she use to exercise before she got injured?
B: She used to exercise five times a week.
A: Sakatlanmadan önce ne sıklıkla egzersiz yapardı / yapıyordu?
B: Haftada beş kez egzersiz yapardı / yapıyordu.
A: What kind of music did you use to listen to when you were in high school?
B: I used to listen to pop music.
A: Lise yıllarında ne tür müzik dinlerdin / dinliyordun?
B: Pop müzik dinlerdim / dinliyordum.
Geçmişte sürekli yaptığımız (ama artık yapmadığımız) işleri söylerken would da kullanılır. Ancak would non-action fiillerle (continuous tenselerde kullanılamayan fiiller) kullanılamaz. Sadece action fiillerle kullanılabilir.
Subject used to V1 object = Subject would V1 object
Eylem dildiren fiillerden bazıları: (action verbs): go, study, help, use, drive, etc.
- I used to / would help my uncle in his shop when I was a teenager.
(Gençken amcama dükkânında yardım ederdim.)
- She used to / would go hiking ten years ago.
(On yıl önce kır yürüyüşlerine çıkardı.)
- He used to / would dance very well when he was at university.
(Üniversitedeyken çok iyi dans ederdi.)
- We used to / would play football in the street when we were children.
(Çocukken sokakta futbol oynardık.)
Durum bildiren fiillerle sadece used to kullanılır. Bu fiillerle would kullanılmaz.
Durum bildiren fiillerden bazıları (non-action verbs): be, need, want, like, love, prefer, appear, hate, etc.
- I used to be overweight last year.
(Geçen yıl fazla kiloluydum.)
(I would be overweight last year.)
- She used to have a small car but now she drives a bigger one.
(Eskiden küçük bir arabası vardı ama şimdi daha büyük bir araba kullanıyor.)
(She would have a small car but now she drives a bigger one.)
- We used to like meat, but now we like vegetables.
(Eskiden et severdik ama şimdi sebze seviyoruz.)
(We would like meat, but now we like vegetables.)
Geçmişte sürekli yaptığımız eylemlerden söz ederken Simple Past Tense de kullanabiliriz. Aşağıdaki cümleler arasında anlam bakımından fark yoktur.
Subject used to V1 object = Subject V2 object
- I played with my toy cars when I was a kid.
- I used to play with my toy cars when I was a kid.
(Çocukken oyuncak arabalarımla oynardım.)
- We lived in Antalya ten years ago.
- We used to live in Antalya ten years ago.
(On yıl önce Antalya'da yaşıyorduk.)
Used to geçmişte yapılan / olan tek bir eylemden söz ederken kullanılmaz. Belli (spesifik) bir olayı ifade ederken Simple Past Tense kullanılmalıdır.
Aşağıda görülen cümleler arasındaki farkı inceleyiniz.
- My daughter helped me with the housework yesterday, so I finished it earlier.
(Kızım dün ev işlerinde bana yardım etti, bu yüzden daha erken bitirdim.)
- My daughter used to help / helped me with the housework before she got married and left home.
(Kızım evlenip evden ayrılmadan önce ev işlerinde bana yardım ederdi.)
Aşağıdaki cümlede belli bir olaydan bahsedilmektedir. Bir başka değişle öznenin geçmişte sürekli yaptığı bir eylem değildir. Bu yüzden sadece Simple Past Tense ile ifade edilebilir.
- Yesterday evening, I cut myself while I was chopping onions.
(Dün akşam soğan doğrarken kendimi kestim.)
Yukarıda öğrendiğimiz used to V1 yapısıyla sıklıkla karıştırılan be used to Ving yapısını kullanırken
dikkatli olmalıyız.
Be used / accustomed to Ving yapısıyla yapmaya alışkın olduğumuz eylemleri ifade ederiz.
|
Subject am / is / are used to Ving object Subject am / is / are accustomed to Ving object |
- I have never lived in a city. I am used to living in the country.
(Hayatımda hiç şehirde yaşamadım. Ben kırsalda yaşamaya alışkınım.)
- My daughter is used to eating Indian food because she lived there for eight years.
(Kızım sekiz yıl orada yaşadığı için Hint yemekleri yemeye alışkın.)
- He always listens to music when he studies. It may seem strange to you, but he is used to listening to music when he studies.
(Ders çalışırken hep müzik dinler. Size tuhaf gelebilir ama ders çalışırken müzik dinlemeye alışkın.)
- Mary is used to sharing a flat with a mate. So, she is looking for someone to share the flat she has just hired in London.
(Mary dairesini bir arkadaşla paylaşmaya alışkın. Bu yüzden Londra’da yeni kiraladığı dairesini paylaşacağı birini arıyor.)
- My father often goes abroad on business, so he is used to flying.
(Babam iş icabı sık sık yurt dışına seyahat eder, bu yüzden uçakla seyahat etmeye alışkındır.)
- John is accustomed to driving in heavy traffic, so he doesn’t mind commuting to the city centre every day.
(John yoğun trafikte araba kullanmaya alışkındır, bu yüzden her gün şehir merkezine gitmekten rahatsız olmaz.)
- Elizabeth is accustomed to using public transport, so she doesn’t need a car.
(Elizabeth toplu taşımayı kullanmaya alışkın, bu yüzden arabaya ihtiyacı yok.)
- Are they used to working long hours?
(Onlar uzun saatler çalışmaya alışkın mı?)
- Is the new shop assistant accustomed to dealing with difficult customers?
(Yeni satış elemanı zor müşterilerle baş etmeye alışkın mı?)
Yukarıda da ifade edildiği gibi be used / accustomed to Ving alışkın olmak anlamına gelir. Ancak get used / accustomed to Ving (become used / accustomed to Ving) bir şeyi yapmaya gittikçe alışmak manasındadır.
|
Subject get / become used to Ving object noun |
|
Subject get / become accustomed to Ving object noun |
- After a while, you’ll get used to the noise.
(Bir süre sonra gürültüye alışırsın.)
- She will become used to the smell.
(Kokuya alışır.)
- Diana got used to Turkish food quickly.
(Diana, Türk yemeklerine çabuk alıştı.)
- He can’t get used to getting up at 6.00 every morning.
(Her sabah saat 6.00’da kalkmaya alışamıyor.)
(Yirmi yıl kırsalda yaşadım ama kısa bir süre önce şehre taşınmak zorunda kaldım. Şimdi büyük bir şehirde yaşamaya alışıyorum.)
- When you go to university, you will get used to sharing a room with a mate.
(Üniversiteye gidince odanı bir arkadaşınla paylaşmaya alışacaksın.)
- You cannot easily get used to living in a hot country like Sudan.
(Sudan gibi sıcak bir ülkede yaşamaya kolayca alışamazsın.)
- I had a car a month ago. I sold it and now I have to take the bus. It is so difficult for me, but I have to get used to travelling by bus.
(Bir ay önce arabam vardı. Onu sattım ve şimdi otobüse binmek zorundayım. Bu benim için çok zor ama otobüsle seyahat etmeye alışmak zorundayım.)
- I have become used to working from home over the past few months.
(Son birkaç ayda evden çalışmaya alıştım.)
- By the time we left Norway, we had become used to the cold weather.
(Noveç’ten ayrılana kadar soğuk havaya alışmıştık.)
- By this time next year, they will have got used to living in their new home.
(Gelecek yıl bu zamanlara kadar yeni evlerinde yaşamaya alışmış olacaklar.)
used to V1 object / be used to Ving object
Used to V1 object ile be used to Ving object aynı şey değildir. Eskiden yapılan ama artık yapılmayan eylemler veya geçmişte olan fakat şimdi olmayan durumlar için used to V1 kullanıldığını daha önce öğrenmiştik. Be used to Ving ise “alışkın olmak” anlamına gelir. Bir kişinin yapmaya alışkın olduğu veya yapmayı yadırgamadığı durumları ifade etmek için kullanılır. Aşağıda iki yapıyı karşılaştıran örnek cümleleri dikkatle inceleyiniz.
Subject used to V1 object: Eskiden yapardı (Past)
Subject am / is / are used to Ving object: Yapmaya alışkın (Present)
- I used to smoke. (Eskiden sigara içerdim.)
- I am used to smoking. (Sigara içmeye alışkınım.)
- She used to live alone. (Eskiden yalnız yaşıyordu.)
- She is used to living alone. (Yalnız yaşamaya alışkın.)
- They used to work hard. (Onlar eskiden çok çalışırdı.)
- They are accustomed to working hard. (Onlar çok çalışmaya alışkın.)
- He used to eat spicy food a lot. (Eskiden baharatlı yemekleri çok yerdi.)
- He is used to eating spicy food. (Baharatlı yemekler yemeye alışkın.)
1. Doğru cevabı seçiniz.
used to V1 or be used to Ving
1. I ____________________ a moustache but I shaved it off.
a) used to have b) am used to having
2. He ___________________ early. He never complains about it.
a) is used to getting up b) used to get up
3. She ___________________ tennis every weekend before she was injured.
a) is used to playing b) used to play
4. I ___________________ my new car now but I found it very strange at first.
a) used to drive b) am used to driving
5. He ___________________ a FIAT but now he drives a TOGG.
a) used to drive b) is used to driving
6. She _________________ milk before she goes to bed.
a) is used to drinking b) used to drink
ANSWER KEY
1. a 2. a 3. b 4. b 5. a 6. a
2. Aşağıdaki cümleleri Türkçeye çeviriniz.
1. He used to frequent the opera house every weekend.
2. The old library used to house a vast collection of rare manuscripts, attracting scholars worldwide.
3. She used to spend her summers in the countryside.
4. They used to conduct elaborate experiments in the laboratory.
5. The grand ballroom used to host extravagant galas and banquets.
6. He used to compose symphonies late into the night.
7. The ancient castle used to serve as a formidable fortress, standing guard over the surrounding lands.
8. She used to write articles for renowned journals.
9. The village used to celebrate harvest festivals with vibrant parades and traditional dances.
10. He used to mentor young artists, imparting wisdom and techniques that would shape their burgeoning careers.
1. Her hafta sonu operaya giderdi.
2. Eski kütüphane, dünyanın dört bir yanından akademisyenleri çeken, nadir el yazmalarından oluşan geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapıyordu.
3. Yazlarını kırsalda geçirirdi.
4. Laboratuvarda ayrıntılı deneyler yaparlardı.
5. Büyük balo salonu, görkemli balolar ve ziyafetlere ev sahipliği yapardı.
6. Geceleri geç saatlere kadar senfoniler bestelerdi.
7. Antik kale, çevresindeki toprakları koruyan güçlü bir hisar olarak hizmet verirdi.
8. Saygın dergiler için makaleler yazardı.
9. Köy, hasat festivallerini renkli geçit törenleri ve geleneksel danslarla kutlardı.
10. Genç sanatçılara akıl hocalığı yapar, onların gelişen kariyerlerini şekillendirecek bilgi ve teknikleri aktarırdı.
3. Aşağıdaki cümleleri Türkçeye çeviriniz.
1. My secretary is used to handling complex financial reports accurately and efficiently.
2. As a seasoned traveller, he is used to navigating unfamiliar cities without any trouble.
3. They are used to discussing sensitive topics with maturity and respect that fosters open dialogue.
4. Over the years, he has become used to conducting experiments under strict laboratory conditions.
5. Having grown up in a large family, he is used to sharing personal space and resources with others.
6. The team is used to working under tight deadlines.
7. He is used to presenting his ideas clearly and confidently in front of large audiences.
8. Living in a bustling city, she is used to hearing the constant hum of traffic and urban life.
1. Sekreterim karmaşık finansal raporları doğru ve verimli bir şekilde hazırlamaya alışkındır.
2. Deneyimli bir seyyah olarak, yabancı şehirlerde yönünü bulmaya alışkındır.
3. Açık diyaloğu teşvik edecek bir olgunluk ve saygıyla hassas konuları tartışmaya alışkındırlar.
4. Yıllar içinde, sıkı laboratuvar koşullarında deney yapmaya alıştı.
5. Kalabalık bir ailede büyüdüğü için kişisel alanını ve kaynaklarını başkalarıyla paylaşmaya alışkındır.
6. Ekip, dar zaman sınırları altında çalışmaya alışkındır.
7. Fikirlerini büyük topluluklar önünde açık ve kendinden emin bir şekilde sunmaya alışkındır.
8. Hareketli bir şehirde yaşadığı için, trafiğin ve şehir hayatının sürekli uğultusunu duymaya alışkındır.