×
MODALS 5 (MODALS OF DEDUCTION - MUST, MUST BE Ving, MUST HAVE V3)

MODALS OF DEDUCTION

(EXPRESSING DEGREES OF CERTAINTY)

 

MUST

 

 

 Subject  must  V1  object

 

 

Daha önce gereklilik kipi olarak öğrendiğimiz must aynı zamanda tahmin ya da çıkarım yapmak için de kullanılır. Gerçeği kesin olarak bilmediğimiz ama tahminimizin veya çıkarımımızın doğruluğundan da çok emin olduğumuzda (95% sure) must kipini kullanırız.

 

Jane: Where is Sophia? 

Mary: She went straight to the kitchen as soon as she came home.

Jane: She must be very hungry.

Jane: Sophia nerede?

Mary: Eve gelir gelmez dosdoğru mutfağa gitti.

Jane: Çok aç olmalı.

 

Yukarıdaki cümlede Jane, Sophia’nın eve gelir gelmez mutfağa gittiğini öğrenince onun aç olduğu sonucunu çıkarıyor. Bir başka değişle Sophia’nın aç olduğunu tahmin ediyor. Eğer Sophia’nın aç olduğunu kesin olarak bilseydi “She is very hungry” derdi.

 

A: I don’t know if we can afford such a luxurious voyage. It must cost a fortune.

B: Let’s ask the travel agent.

A: Böylesine lüks bir deniz yolculuğuna maddi açıdan gücümüzün yetip yetmeyeceğini bilmiyorum. Bu bir servete mal olmalı.

B: Hadi seyahat acentesine soralım.

 

A: The concert tickets sold out in less than an hour.

B: The band must be really popular. It’s impressive how quickly they sold out.

A: Konser biletleri bir saatten kısa bir sürede tükendi.

B: Grup gerçekten çok popüler olmalı. Biletlerin bu kadar hızlı tükenmesi etkileyici.

 

A: They must be at home.

B: How can you tell?

A: Because all the lights are on.

A: Evde olmalılar.

B: Bunu nasıl anladın?

A: Çünkü tüm ışıklar yanıyor.

 

A: Why didn’t Susan come to the meeting?

B: She must be ill. She told me yesterday that she wasn’t feeling very well.

A: Susan neden toplantıya gelmedi?

B: Hasta olmalı. Bana dün kendini pek iyi hissetmediğini söylemişti.

 

A: Where is your sister?

B: She must be in the bathroom. She always has a shower as soon as she comes home from school.

A: Kız kardeşin nerede?

B: Banyoda olmalı. Okuldan eve gelir gelmez hep duş alır.

 

- You’re a jockey? That must be exciting.

(Jokey misin? Bu heyecan verici olmalı.)

 

- You have worked hard all day. You must be exhausted.

(Bütün gün çok çalıştın. Bitkin olmalısın.)

 

- Judging from his accent, he must be Scottish.

(Aksanına bakarsak İskoç olmalı.)

 

A: Do you see that man over there?

B: Yes?

A: He has just started his third hamburger.

B: He must be very hungry.

A: Şu adamı görüyor musun?

B: Evet?

A: Az önce üçüncü hamburgerine başladı.

B: Çok aç olmalı.

 

PRESENT PROGRESSIVE FORM OF MUST

 

Konuşma anında bir eylemin / olayın gerçekleşiyor olduğunu tahmin ediyorsak bir başka değişle şu ana ilişkin bir çıkarımda bulunuyorsak must be Ving (continuous modals) kullanırız. Bu tahmini yaparken kendimizden çok eminizdir.

 

Subject must be doing: yapıyor olmalı (95% sure)

 

 

  Subject  must be Ving  object

 

 

A: Where are the workers?

B: They must be having lunch now. It's 12.00.

A: İşçiler nerede?

B: Şu anda öğle yemeği yiyor olmalılar. Saat 12.00.

 

A: Joe and Sue are getting divorced.

B: You must be kidding! That can't be true.

A: Joe ve Sue boşanıyor.

B: Şaka yapıyor olmalısın. Bu doğru olamaz.

 

A: Where is your sister?

B: I am not 100% sure but she must be doing shopping downtown. She is having a party tomorrow.

A: Kardeşin nerede?

B: Yüzde yüz emin değilim ama çarşıda alışveriş yapıyor olmalı. Yarın bir parti veriyor.

 

Teacher: Where is Ted?

You: He went to bed at 4.00 in the morning, so he must be sleeping.

Öğretmen: Ted nerede?

Sen: Sabah 4.00’te yattı, bu yüzden uyuyor olmalı.

 

- My daughters are at school. They must be listening to their teachers now.

(Kızlarım okulda. Şu anda öğretmenlerini dinliyor olmalılar.)

 

A: Where is Ken?

B: He is at his girlfriend’s birthday party.

A: Oh! He must be having a good time now.

A: Ken nerede?

B: Kız arkadaşının doğum günü partisinde.

A: Oh! Şu anda güzel vakit geçiriyor olmalı.

 

A: What’s all that noise?

B: The neighbour’s son is in a rock band. They must be rehearsing.

A: Bu gürültü ne?

B: Komşunun oğlu bir rock grubunda. Prova yapıyor olmalılar.

 

Non-action verbs (like, know, want, prefer, seem, appear, cost, weigh, have, etc.) continuous modals’da kullanılamaz. Bu durumda must + infinitive (V1) kullanılır.

 

A: That man over there has bought six loaves of bread.

B: He must have a large family.

A: Şuradaki adam altı somun ekmek aldı.

B: Büyük bir ailesi olmalı.

 

- It's the third time she's eaten Turkish food this week. She must enjoy Turkish cuisine.

(Bu hafta üçüncü kez Türk yemeği yedi. Türk mutfağını seviyor olmalı.)

 

- You must know that Norway is very cold because you lived there.

(Norveç'in çok soğuk olduğunu orada yaşadığın için biliyor olmalısın.)

 

A: She turned down our offer to eat Indian food even though she was very hungry.

B: She must not like it. (American English)

A: Çok aç olmasına rağmen Hint yemeği yeme teklifimizi reddetti.

B: Hint yemeklerini sevmiyor olmalı.

        

PERFECT MODAL

PAST TIME OF MUST

 

Must have V3 tahmin ya da çıkarımlarda kullandığımız must kipinin geçmiş halidir. Geçmişe ilişkin güçlü bir tahminde veya çıkarımda bulunuyorsak (95% sure) must have V3 kullanırız.

 

Subject must have done: yapmış olmalı (95% sure)

 

 

 Subject  must  have  V3  object

 

 

A: I can't find my keys anywhere.

B: You must have left them at the restaurant we had dinner.

A: Anahtarlarımı hiçbir yerde bulamıyorum.

B: Akşam yemeği yediğimiz restoranda bırakmış olmalısın.

 

A: How did she get 90 out of 100?

B: She must have studied very hard.

A: 100 üzerinden 90'ı nasıl aldı?

B: Çok çalışmış olmalı.

 

A: Who leaked the news about the Prime Minister's plans?

B: It must have been someone close to him.

A: Başbakanın planları hakkındaki haberleri kim sızdırdı?

B: Yakınlarından biri olmalı.

 

A: Last night, burglars broke into our house while we were sleeping.

B: Really? You must have been terrified.

A: Dün gece biz uyurken hırsızlar evimize girdi.

B: Gerçekten mi? Çok korkmuş olmalısınız.

 

A: She didn’t answer my phone.

B: She must have gone to bed early because she looked very tired when she was leaving work.

A: Telefonuma cevap vermedi.

B: Erkenden yatmış olmalı çünkü işten çıkarken çok yorgun gözüküyordu.

 

A: Why is she crying?

B: I don’t know. She talked to somebody on the phone and began to cry.

A: She must have received some bad news.

A: Neden ağlıyor?

B: Bilmiyorum. Telefonda biriyle konuştu ve ağlamaya başladı.

A: Kötü bir haber almış olmalı.

 

- You look sad. You must have got the bad news.

(Üzgün görünüyorsun. Kötü haberi almış olmalısın.)

 

- Oh, good! We've got orange juice. Tina must have bought it yesterday.

(Güzel! Portakal suyumuz var. Tina dün almış olmalı.)

 

- There is nothing wrong with the door. The thieves must have entered the house through the open window.

(Kapıda bir sorun yok. Hırsızlar eve açık pencereden girmiş olmalı.)

 

- You must have been disappointed when you saw your boyfriend kissing another girl.

(Erkek arkadaşını başka bir kızı öperken görünce hayal kırıklığı yaşamış olmalısın.)

 

- She hadn't eaten anything all day. She must have been hungry.

(Bütün gün hiçbir şey yememişti. Çok acıkmış olmalı.)

 

- She must have practised a lot because she played very well.

(Çok çalışmış olmalı çünkü çok iyi oynadı.)

 

Çıkarımlarda must modal’ının olumsuzu (must not V1, must not be Ving, must not have V3) British English’de tercih edilmez. Bunun yerine can’t modal’ı kullanılır. Fakat American English’de must not V1, must not be Ving ve must have V3 kullanılabilir.

 

A: Pamela got forty out of a hundred on the math test last week.

B: She must not have studied hard enough. (American English)

A: Pamela geçen hafta matematik sınavında yüz üzerinden kırk aldı.

B: Yeterince sıkı çalışmamış olmalı. 

 

A: The cake didn't rise properly.

B: You must not have added enough baking powder. (American English)

A: Kek doğru düzgün kabarmadı.

B: Yeterince kabartma tozu eklememiş olmalısın.

 

A: They missed their flight.

B: They must not have left the house on time. (American English)

A: Uçaklarını kaçırdılar.

B: Evden zamanında çıkmamış olmalılar.

 

Perfect modal “must have V3” edilgen de kullanılabilir. Bunun için have ile fiil (V3) arasına been getirilir.

 

 

  Subject must have been V3 object

 

 

A: The cake tastes so fresh.

B: It must have been made this morning.

A: Kek çok taze.

B: Bu sabah yapılmış olmalı.

 

A: Why can't you find the documents?

B: They must have been misplaced during the move.

A: Evrakları neden bulamıyorsunuz?

B: Taşınma esnasında yanlış yere konmuş olmalılar.

 

A: The new photocopier isn't working.

B: It must have been damaged during transportation.

A: Yeni fotokopi makinesi çalışmıyor.

B: Nakliye sırasında hasar görmüş olmalı.

 

- Sorry for the delay, sir. Your package must have been delivered to the wrong address.

(Gecikme için özür dilerim, efendim. Paketiniz yanlış adrese teslim edilmiş olmalı.)

 

PAST PROGRESSIVE FORM OF MUST

 

 

 Subject must have been Ving object

 

 

1. Bir eylemin geçmişte belli bir süre devam ettikten sonra bittiğini tahmin ederken:

 

A: Did you hear the noise last night?

B: Yes, the neighbors must have been having a party. 

A: Dün gece gürültüyü duydun mu?

B: Evet, komşular parti yapmış olmalı.

 

A: Her eyes were red when she came in.

B: She must have been crying.

A: İçeri girdiğinde gözleri kıpkırmızıydı.

B: Ağlamış olmalı.

 

2. Geçmişte kalmış (bitmiş) bir eylemi ve süresini tahmin ederken:

 

- Mom must have been cleaning all morning.

(Annem bütün sabah temizlik yapmış olmalı.)

 

- I must have been chatting to him for 20 minutes.

(Onunla 20 dakika kadar sohbet etmiş olmalıyım.)

 

Sister: Why does the garden look so nice?

Brother: Dad must have been gardening all weekend.

Kız kardeş: Bahçe neden bu kadar güzel görünüyor?

Erkek kardeş: Babam bütün hafta sonunu bahçe işleriyle uğraşarak geçirmiş olmalı.

 

A: Why is the ground so wet?

B: It must have been raining all night.

A: Zemin neden bu kadar ıslak?

B: Bütün gece yağmur yağmış olmalı.

 

A: Why are they so exhausted?

B: They must have been training for hours.

A: Neden bu kadar yorgunlar?

B: Saatlerce antrenman yapmış olmalılar.

 

3. Bir alışkanlığı veya tekrarlanan eylemi tahmin etmek için:

 

- He must have been exercising harder than usual.

(Her zamankinden daha yoğun egzersiz yapmakta olmalı.)