(SİSTEME KAYIT OL, BU DERSİN VİDEOSUNU İZLE.)
ı
SHOULD / OUGHT TO
|
Subject should / ought to V1 object time expression |
Use of SHOULD
1. Should ve ought to öğüt vermek veya yapılması doğru olan eylemi ifade etmek için kullanılır.
- You should study more.
(Daha çok çalışmalısın.)
- You should listen to your parents.
(Anneni ve babanı dinlemelisin.)
- You should do more exercise.
(Daha fazla egzersiz yapmalısın.)
- He should eat less sugar.
(Daha az şeker yemeli.)
- We should stay away from fast food.
(Fast food'dan uzak durmalıyız.)
2. Should / ought to bir şeyin nasıl olması gerektiğini ifade ederken de kullanılır.
- You have misspelt this word. It should be “handkerchief”.
(Bu kelimeyi yanlış yazdın. Doğrusu “handkerchief” olmalı.)
- You have bought a rather big desk. It should be smaller.
(Oldukça büyük bir çalışma masası almışsın. Daha küçük olmalı.)
- The knives are in the wrong place. They should go into the other drawer.
(Bıçaklar yanlış yerde. Diğer çekmecede olmalılar.)
3. Belli bir eylemin sonucu olarak gerçekleşmesini beklediğiniz durumları ifade etmek için de should kullanabilirsiniz.
- She has started a new diet and exercise routine, so she should experience weight loss soon.
(Yeni bir diyet ve egzersiz rutinine başladı; bu nedenle kısa sürede kilo kaybı yaşamalı.)
- They launched a marketing campaign last month, so their sales should increase shortly.
(Geçen ay bir pazarlama kampanyası başlattılar; dolayısıyla satışlarının kısa sürede artması gerekiyor.)
- The students have been studying diligently, so they should perform well in the exams.
(Öğrenciler yoğun bir şekilde çalışıyor; bu nedenle sınavlarda iyi performans göstermeleri gerekiyor.)
- The company has upgraded its IT infrastructure, so system performance should improve.
(Şirket BT altyapısını yükseltti; bu nedenle sistem performansının iyileşmesi gerekiyor.)
- She sent her manuscript to several publishers, so she should hear back from them soon.
(Taslağını birkaç yayıncıya gönderdi; bu yüzden onlardan kısa süre sonra haber alması gerekiyor.)
- The city council approved the budget, so new community projects should start next month.
(Belediye meclisi bütçeyi onayladı; bu nedenle yeni toplumsal projelerin önümüzdeki ay başlaması gerekiyor.)
- The renovation is almost finished, so the building should reopen by the end of the month.
(Yenileme neredeyse tamamlandı; dolayısıyla binanın ay sonuna kadar yeniden açılması gerekiyor.)
4. Should, ought to ve had better’ın continuous biçimleri, içinde bulunulan anda yapılıyor olması gerekirken yapılmayan eylemleri ifade etmek için kullanılır.
|
Subject should be Ving object Subject ought to be Ving object Subject had better be Ving object |
- Why is he browsing social media? He should be fixing the car.
(Neden sosyal medyada gezinip duruyor? Şu anda arabayı tamir ediyor olması gerekiyor.)
- Why is she sunbathing on the beach? She should be picking up her children from school now.
(Neden kumsalda güneşleniyor? Şu anda çocuklarını okuldan alıyor olmalı.)
- You should be paying attention to me now and not daydreaming.
(Şu anda hayal kuruyor değil dikkatinizi bana veriyor olmalısınız.)
- Why are the children still having breakfast? They should be going to school now.
(Çocuklar neden hala kahvaltı yapıyor? Şu anda okula gidiyor olmalılar.)
- What is she doing in the garden? She should be lying in bed now.
(Bahçede ne yapıyor? Onun şu anda yatakta yatıyor olması gerekiyor.)
- Why is he still in bed? He ought to be jogging in the park.
(Neden hala yatakta? Şu anda parkta koşuyor olmalı.)
Helen: I'm having a rest.
Nick: What? You ought to be cooking dinner for the guests now.
Helen: I’ve already done that!
Helen: Dinleniyorum.
Nick: Ne? Şu anda misafirler için akşam yemeği yapıyor olman gerekir.
Helen: Bunu zaten yaptım!
- Why is he chatting? He had better be reviewing the contract before the meeting.
(Neden sohbet ediyor? Toplantıdan önce sözleşmeyi gözden geçiriyor olması gerekir.)
- Why are they arguing? They had better be packing for the trip.
(Neden tartışıyorlar? Şu anda gezi için eşyalarını topluyor olmalılar.)
- Why are they playing video games? They had better be doing their homework.
(Neden video oyunları oynuyorlar? Şu anda ödevlerini yapıyor olsalar daha iyi olurdu.)
- Why are they at the café? They had better be practising for the concert.
(Neden kafedeler? Şu anda konsere çalışıyor olsalar daha iyi olurdu.)
PERFECT MODALS
SHOULD HAVE V3
OUGHT TO HAVE V3
HAD BETTER V3
Geçmişte yapılması (olması) gereken ama yapılmayan (olmayan) eylemleri ifade etmek için kullanılır. Geçmişte belli bir eylemi “yapmalıydı”, “yapması gerekirdi”, şeklinde Türkçeye çevrilebilir.
Positive sentences (Olumlu Cümleler)
|
Subject should have V3 object Subject ought to have V3 object |
- We were so worried about you. You should have called us!
(Senin için çok endişelendik. Bizi araman gerekirdi!)
- Molly should have finished her work by now.
(Molly şimdiye kadar işini bitirmeliydi.)
- You should have seen the expression on his face when I told him that he was sacked.
(Ona kovulduğunu söylediğimde yüzündeki ifadeyi görmeliydin.)
- It’s not difficult to understand why your brother is angry with you. You should have asked for his permission before you used his computer.
(Kardeşinin sana neden kızdığını anlamak zor değil. Bilgisayarını kullanmadan önce ondan izin almalıydın.)
A: I have been working for 35 years and I still don’t have a house. I should have saved some money.
B: Yes, you should have put some money aside.
A: 35 yıldır çalışıyorum ve hala bir evim yok. Biraz para biriktirmeliydim.
B: Evet, kenara biraz para koyman gerekirdi.
A: I slipped on the ice and fell. What’s more, I broke my arm.
B: You should have been more careful when the road was icy.
A: Buzda kaydım ve düştüm. Üstelik kolumu kırdım.
B: Yol buzluyken daha dikkatli olmalıydın.
A: They robbed my cousin last night.
B: You should have warned him about the bandits. He has been here for only three days.
A: Dün gece kuzenimi soydular.
B: Onu haydutlar konusunda uyarmalıydın. Sadece üç gündür burada.
A: We can’t go to the concert because there are no tickets left.
B: You ought to have booked them earlier.
A: Konsere gidemiyoruz, çünkü hiç bilet yok.
B: Biletlerinizi daha erken ayırtmış olmalıydınız.
A: They have lost a lot of money.
B: They ought to have conducted a risk assessment prior to launching the new product.
A: Çok para kaybettiler.
B: Yeni ürünü piyasaya sürmeden önce bir risk değerlendirmesi yapmış olmaları gerekirdi.
- They ought to have anticipated the market shift and adjusted their strategy accordingly.
(Piyasa değişimini öngörmüş ve stratejilerini buna göre ayarlamış olmalıydılar.)
- The committee ought to have considered all the proposals before making a decision.
(Komite karar vermeden önce tüm teklifleri dikkate almalıydı.)
Negative sentences (Olumsuz cümleler)
|
Subject should not have V3 object (shouldn’t) |
Geçmişte yapılmaması gerektiği halde yapılan eylemleri ifade etmek için kullanılır. Türkçeye “Yapmaman gerekirdi”, “yapmamalıydın”, şeklinde çevrilebilir.
- You shouldn’t have lied to your parents.
(Annene ve babana yalan söylememeliydin.)
- You shouldn’t have provoked him.
(Onu kışkırtmamalıydın.)
A: I can’t carry my suitcase.
B: You shouldn’t have packed so many things.
A: Bavulumu taşıyamıyorum.
B: Bu kadar çok eşya koymamalıydın.
- You shouldn’t have been so late. Now you have to make another appointment with the doctor.
(Bu kadar geç kalmamalıydın. Şimdi doktordan bir randevu daha alman gerekiyor.)
- I shouldn’t have trusted him. I knew he was such a big liar.
(Ona güvenmemeliydim. Onun büyük bir yalancı olduğunu biliyordum.)
Benzer durumları ifade ederken should have V3 (ought to have V3) yerine had better have V3 de kullanılabilir. Ancak bu yapı should have V3 (ought to have V3) kadar sık tercih edilmez.
|
Subject had better have V3 object |
- You had better have finished your homework by now.
(Ödevini şimdiye kadar bitirmiş olsaydın iyi olurdu. / Ödevini şimdiye kadar bitirmeliydin.)
- She had better have visited her doctor before it got worse.
(Hastalığı kötüleşmeden doktorunu ziyaret etseydi iyi olurdu.)
(Hastalığı kötüleşmeden doktorunu ziyaret etmeliydi.)
- He had better have apologised for his mistake.
(Hatasından dolayı özür dileseydi iyi ederdi.)
(Hatasından dolayı özür dilemesi gerekirdi.)
- We had better have booked the tickets in advance.
(Biletleri önceden alsaydık iyi olurdu.)
(Biletleri önceden almalıydık.)
- They had better have checked the tyres before they started the journey.
(Yolculuğa başlamadan önce lastikleri kontrol etselerdi iyi olurdu.)
(Yolculuğa başlamadan önce lastikleri kontrol etmeleri gerekirdi.)
Bu yapıda olumsuz cümle yapmak için had better’dan sonra not getirilir.
|
Subject had better not have V3 object |
- He had better not have offended anyone with his comments.
(Yorumlarıyla hiç kimseyi kırmamış olsaydı iyi olurdu.)
- We had better not have missed the deadline.
(Son teslim tarihini kaçırmasaydık iyi olurdu.)
Aşağıdaki tabloda görülen yapılar, geçmişte belirli bir zamanda devam etmesi beklenen eylemler hakkında beklentileri, zorunlulukları veya önerileri ifade etmek için kullanılır. Bu yapılar, geçmiş olaylar üzerine düşünüldüğünde ve o zaman diliminde ideal olarak neyin gerçekleşiyor olması gerektiğini ifade etmek için özellikle kullanışlıdır.
|
Subject should have been Ving object Subject ought to have been Ving object Subject had better have been Ving object |
- She should have been studying for her exams last night.
(O, dün gece sınavlarına çalışıyor olmalıydı.)
Yukarıdaki cümleden anlaşılan: Onun dün gece çalışıyor olması gerekiyordu veya tavsiye ediliyordu, ama o çalışmıyordu.
- He ought to have been working on the project yesterday.
(O, dün proje üzerinde çalışıyor olmalıydı.)
- They had better have been preparing for the meeting this morning.
(Bu sabah toplantıya hazırlanıyor olmaları gerekirdi.)
Yukarıdaki cümleden anlaşılan: Onların toplantıya hazırlanıyor olmaları çok önemliydi, eğer hazırlanmadılarsa ciddi sonuçları olabilir.
1. Aşağıdaki cümleleri Türkçeye çeviriniz.
1. My mother may prepare a special dish for tonight's event.
2. The new employee could learn the company's procedures this week.
3. The manager might introduce a new policy at the next meeting.
4. Our car may need a service soon as it's been making strange noises for some time.
5. Most of my students might fail this exam because the questions are difficult.
6. The courier could deliver the package earlier than expected.
7. The weather could change suddenly, so bring an umbrella.
8. My uncle, who is a writer, might release a new book by the end of the year.
9. Our neighbours may throw a party this weekend.
10. Our cat might come back home if you call its name loudly.
11. The investor could decide to fund the startup after the meeting.
12. The children might enjoy a trip to the amusement park.
13. The singer may sing her new song at the concert tonight.
14. The committee might announce the winner of the competition tomorrow.
1. Annem, bu geceki etkinlik için özel bir yemek hazırlayabilir.
2. Yeni çalışan bu hafta şirketin prosedürlerini öğrenebilir.
3. Müdür, bir sonraki toplantıda yeni bir politika tanıtabilir.
4. Arabamız bir süredir garip sesler çıkardığı için yakın zamanda bakıma ihtiyaç duyabilir.
5. Zor olduğu için öğrencilerimin çoğu bu sınavı geçemeyebilir.
6. Kurye paketi beklenenden daha erken teslim edebilir.
7. Hava aniden değişebilir, bu yüzden yanında bir şemsiye getir.
8. Yazar olan amcam yılsonuna kadar yeni bir kitap çıkarabilir.
9. Komşular bu hafta sonu bir parti verebilir.
10. Kedimiz, adını yüksek sesle çağırırsanız eve geri dönebilir.
11. Yatırımcı toplantıdan sonra girişimi finanse etmeye karar verebilir.
12. Çocuklar lunapark gezisinden hoşlanabilir.
13. Şarkıcı bu geceki konserde yeni şarkısını seslendirebilir.
14. Komite yarın yarışmanın kazananını açıklayabilir.
2. Aşağıdaki cümleleri Türkçeye çeviriniz.
1. She may attend the conference if her schedule permits.
2. The weather forecast suggests it might rain later this evening.
3. This investment could yield substantial returns over time.
4. His decision might affect the outcome of the entire project.
5. This medication could potentially alleviate the symptoms.
6. The proposal may require further revisions before approval.
7. The missing document might be in the archives.
8. The committee could announce their decision tomorrow.
9. There may be an opportunity to collaborate on future projects.
10. The sudden drop in temperature might indicate an approaching storm.
11. His expertise could prove invaluable in this situation.
12. The package may arrive earlier than expected.
13. The new policy might lead to increased efficiency in the workplace.
14. The negotiations could take longer than initially anticipated.
15. There may be a hidden flaw in the plan that we haven't noticed yet.
16. She might not be available for the meeting next week.
17. This discovery could revolutionize the field of medicine.
18. The project may face delays due to unforeseen circumstances.
19. They might consider alternative solutions to the problem.
20. The research findings could change our understanding of the subject.
21. His absence may cause a delay in the proceedings.
22. The unexpected visitor might bring important news.
23. The merger could result in significant cost savings.
24. This initiative may improve employee morale and productivity.
25. There might be an increase in demand for our services next quarter.
26. The unexpected event could alter the course of their plans.
1. Programı izin verirse konferansa katılabilir.
2. Hava tahmini bu akşamın ilerleyen saatlerinde yağmur yağabileceğini gösteriyor.
3. Bu yatırım zamanla önemli getiriler sağlayabilir.
4. Kararı tüm projenin sonucunu etkileyebilir.
5. Bu ilaç potansiyel olarak semptomları hafifletebilir.
6. Teklif onaylanmadan önce daha fazla revizyon gerektirebilir.
7. Eksik belge arşivlerde olabilir.
8. Komite kararını yarın açıklayabilir.
9. Gelecekteki projelerde iş birliği yapma fırsatı doğabilir.
10. Sıcaklıktaki ani düşüş yaklaşan bir fırtınanın habercisi olabilir.
11. Bu durumda onun uzmanlığı çok değerli olabilir.
12. Paket beklenenden daha erken gelebilir.
13. Yeni politika işyerinde verimliliğin artmasına yol açabilir.
14. Müzakereler başlangıçta tahmin edilenden daha uzun sürebilir.
15. Planda henüz fark etmediğimiz gizli bir kusur olabilir.
16. Gelecek haftaki toplantıya katılamayabilir.
17. Bu keşif tıp alanında devrim yaratabilir.
18. Öngörülemeyen koşullar nedeniyle projede gecikmeler yaşanabilir.
19. Soruna alternatif çözümler düşünebilirler.
20. Araştırma bulguları konuyla ilgili anlayışımızı değiştirebilir.
21. Onun yokluğu yargılamada gecikmeye neden olabilir.
22. Beklenmedik ziyaretçi önemli haberler getirebilir.
23. Birleşme önemli maliyet tasarrufu sağlayabilir.
24. Bu girişim çalışanların moralini ve verimliliğini artırabilir.
25. Gelecek çeyrekte hizmetlerimize olan talepte bir artış olabilir.
26. Beklenmedik bir olay planlarının gidişatını değiştirebilir.
3. Aşağıdaki cümleleri Türkçeye çeviriniz.
1. We should consult an expert before making any decisions.
2. You should consider all the possible outcomes before proceeding.
3. She should notify her manager about the changes in the project.
4. They should invest in renewable energy sources to ensure sustainability.
5. One should always strive for continuous improvement in their work.
6. The committee should review the proposal thoroughly.
7. You ought to apologize for the misunderstanding caused.
8. He ought to take better care of his health.
9. The government ought to implement stricter environmental regulations.
10. She ought to spend more time on her studies.
11. They ought to reconsider their approach to the problem.
12. The company ought to invest in employee training programs.
1. Herhangi bir karar vermeden önce bir uzmana danışmalıyız.
2. Devam etmeden önce tüm olası sonuçları göz önünde bulundurmalısınız.
3. Projedeki değişiklikler hakkında yöneticisini bilgilendirmelidir.
4. Sürdürülebilirliği sağlamak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmalıdırlar.
5. Kişi her zaman işinde sürekli iyileştirme için çabalamalıdır.
6. Komite teklifi dikkatlice incelemelidir.
7. Neden olunan yanlış anlaşılma için özür dilemelisiniz.
8. Sağlığına daha iyi bakmalı.
9. Hükümet daha sıkı çevre düzenlemeleri uygulamalıdır.
10. Çalışmalarına daha fazla zaman harcamalıdır.
11. Soruna yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmeliler.
12. Şirket çalışan eğitim programlarına yatırım yapmalıdır.
4. Aşağıdaki cümleleri Türkçeye çeviriniz.
1. What are you doing here on the beach? You should be preparing for the upcoming presentation in the office now.
2. Look at John. He is playing games on his mobile when he should be listening to the teacher.
3. I cannot do anything now. You should have informed me about the changes earlier.
4. He should have completed the assignment by now, as he has little time.
5. We have lost a lot of money. We should have considered the potential risks before investing in the stock market.
6. I won't talk to her anymore. She should have apologised for her mistake.
7. I was so embarrassed. Everything went wrong. We should have planned the event more carefully.
8. The boss will get angry with us because the project should have been finished last week.
9. You should have read the terms and conditions before signing the contract.
10. A: The club didn't renew his contract. B: He should have known the implications of his actions.
11. She should have taken the opportunity when it was available; now she has to wait for another one.
12. We should have anticipated the market fluctuations.
13. A: Mary was sacked. B: She ought to have been more diligent in her work.
14. He should have been working with us to achieve our common goal during the summer. Instead, he was lying on the beach.
1. Burada plajda ne yapıyorsun? Şu anda ofiste yaklaşan sunum için hazırlanıyor olmalısın / olman gerekir.
2. John'a bak. Öğretmeni dinlemesi gerekirken cep telefonunda oyun oynuyor.
3. Şu anda hiçbir şey yapamam. Değişiklikler hakkında beni daha önce bilgilendirmeliydin.
4. Çok az zamanı olduğu için ödevini şimdiye kadar tamamlamış olmalıydı.
5. Çok para kaybettik. Borsaya yatırım yapmadan önce olası riskleri göz önünde bulundurmalıydık.
6. Artık onunla konuşmayacağım. Hatası için özür dilemesi gerekirdi.
7. Çok utandım. Her şey ters gitti. Etkinliği daha dikkatli planlamalıydık.
8. Patron bize kızacak çünkü proje geçen hafta bitirilmeliydi.
9. Sözleşmeyi imzalamadan önce hüküm ve koşulları okumalıydın.
10. A: Kulüp sözleşmesini yenilemedi. B: Eylemlerinin sonuçlarını bilmeliydi.
11. Fırsat varken değerlendirmeliydi; şimdi bir başka fırsatı beklemek zorunda.
12. Piyasa dalgalanmalarını tahmin etmeliydik.
13. A: Mary işten çıkarıldı. B: İşinde daha çalışkan olmalıydı.
14. Yaz boyunca ortak hedefimize ulaşmak için bizimle çalışıyor olmalıydı. O bunun yerine sahilde yatıyordu.