IT’S TIME
It’s time…
Bir şeyin tam zamanı olduğunu ifade ederken It’s time for… ifadesinden sonra isim gelir.
|
It’s time for + noun |
- It’s time for bed!
(Yatma zamanı!)
- It's time for dinner.
(Yemek zamanı.)
- It’s time for a rest.
(Dinlenme zamanı.)
Bir şeyi yapmanın tam zamanı olduğunu ifade ederken It’s time’dan sonra fiil de (to V1) gelebilir.
|
It’s time to V1 object |
- It’s time to get up.
(Kalkma zamanı.)
- It’s time to set off.
(Yola çıkma zamanı.)
- It’s time to go to bed.
(Yatma zamanı)
- It's time to make peace.
(Barışma zamanı.)
|
It’s time for somebody to V1 object |
Bir şeyi yapmanın tam zamanı olduğunu söylerken bu durumun kim için söz konusu olduğunu ifade edebiliriz. Bunu yaparken yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi time kelimesinden sonra for ardından da kişi gelir.
- It's time for you to go to bed.
(Yatma zamanın geldi.)
- It's time for us to make our dreams come true.
(Hayallerimizi gerçekleştirmenin zamanı geldi.)
- It's time for us to break up.
(Ayrılık zamanımız geldi.)
Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi It’s time…, It’s about time…, It’s high time… ifadelerinden sonra Simple Past Tense de (subject verb2 object) gelebilir. Bu durumda eylemi yapma zamanının geçtiğine vurgu yapılır. “Bir şeyi yapmanın zamanı geldi de geçti” ya da “çoktan yapmalıydı” anlamında kullanılan ifadelerdir. Bir başka değişle gecikmeden kaynaklanan şikâyet ve eleştiri vardır.
|
It’s time It’s about time subject verb2 object It’s high time |
- It’s time you started dieting.
(Çoktan diyet yapmaya başlamalıydın.)
- It’s time you told your father the whole truth.
(Babana tüm gerçeği anlatmanın zamanı geldi de geçti.)
- It’s about time you stopped smoking.
(Sigarayı bırakmanın zamanı geldi de geçti.) (Çoktan sigarayı bırakmalıydın.)
- It’s about time she started studying for her finals.
(Final sınavlarına çalışmaya başlamasının zamanı geldi de geçti.)
- It’s high time you went to see a doctor about your heart.
(Kalbin konusunda bir doktoru görmenin zamanı geldi de geçti.)
- They finally paid me my money. It's about time!
(Sonunda paramı ödediler. Zamanı geçmişti.)
- It's time you went to bed. You have to get up early tomorrow.
(Çoktan yatman gerekirdi. Yarın erken kalkmak zorundasın.)
- It's high time I bought a new pair of shoes.
(Yeni bir çift ayakkabı almamın zamanı geldi de geçti.)
- It's about time they built a multi-storey car park here.
(Buraya çok katlı bir otopark inşa etmelerinin zamanı geldi de geçti.)
- It is high time teachers were given a pay rise.
(Öğretmenlere maaş zammı verilmesinin zamanı geldi de geçti.)
- It’s high time you got your car serviced.
(Arabana bakım yaptırmanın zamanı geldi de geçti.) (Arabana bakım yaptırman gerekirdi.)
A: They're making peace.
B: Well, it's about time!
A: Barış yapıyorlar.
B: Nihayet!
Aşağıdaki cümleleri Türkçeye çeviriniz.
1. It's time to put aside our differences and work towards a common goal.
2. It's time to face your fears and pursue your dreams fearlessly.
3. After a long day of hiking, it's time to sit by the campfire and relax under the stars.
4. It's time for the team to come together and brainstorm new ideas for the project.
5. After months of hard work and dedication, it's time to celebrate our team's success.
1. Farklılıklarımızı bir kenara bırakıp ortak bir hedef için çalışmanın zamanı geldi.
2. Korkularınla yüzleşip hayallerinin peşinden korkusuzca koşmanın zamanı geldi.
3. Uzun bir doğa yürüyüşü gününün ardından, kamp ateşinin yanında oturup yıldızların altında dinlenmenin zamanı geldi.
4. Ekibin bir araya gelip proje için yeni fikirler üretmesinin zamanı geldi.
5. Aylarca süren sıkı çalışma ve özveriden sonra, ekibimizin başarısını kutlamanın zamanı geldi.
Aşağıdaki cümleleri Türkçeye çeviriniz.
1. It's time you started taking your studies seriously and focusing on your future.
2. It's about time we addressed the issue of climate change with more urgency.
3. It's time we forgave each other and moved on from past grievances.
4. It's high time we cleaned out the attic and got rid of the old, unused items.
5. It's high time we implemented stricter measures to protect endangered species.
6. It's about time I finished this book to start reading the next one.
7. It's time we organised a family reunion to catch up with relatives we haven't seen in years.
8. It's about time we implemented stricter measures to curb pollution and protect our planet.
9. It's high time we started using renewable energy sources to protect the environment.
10. It's high time we upgraded our computer systems to improve efficiency and productivity.
1. Derslerini ciddiye almaya başlamanın ve geleceğine odaklanmanın zamanı geldi de geçti.
2. İklim değişikliği sorununu daha acil bir şekilde ele almanın zamanı geldi de geçti.
3. Birbirimizi affetmenin ve geçmişteki kırgınlıkları geride bırakmanın zamanı geldi de geçti.
4. Tavan arasını temizlemenin ve eski, kullanılmayan eşyaları atmanın vakti çoktan geldi.
5. Nesli tükenmekte olan türleri korumak için daha sıkı önlemler almanın vakti geldi de geçti.
6. Bir sonrakine başlamak için bu kitabı bitirmenin zamanı geldi de geçti.
7. Yıllardır görmediğimiz akrabalarımızla bir araya gelmek için bir aile buluşması düzenlemenin zamanı çoktan geldi.
8. Kirliliği azaltmak ve gezegenimizi korumak için daha sıkı önlemler almanın zamanı geldi de geçti.
9. Çevreyi korumak için yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmaya başlamanın vakti geldi de geçti.
10. Verimliliği ve üretkenliği artırmak için bilgisayar sistemlerimizi yükseltmenin vakti geldi de geçti.